Kitap Yorumları | Otomatik Portakal

1

18 Temmuz 2017

kitap incelemesi

Yazar: Anthony Burgess

Çevirmen: Dost Körpe
Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları
Sayfa Sayısı: 172

Arka Kapak:

Tüm hayvanların en zekisi, iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna sistematik bir baskı uygulayarak onu otomatik işleyen bir makine haline getirenlere kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum...
...
Cockney dilinde (İngiliz argosu) bir deyiş vardır. "Uqueer as as clockwork orange". Bu deyiş, olabilecek en yüksek derecede gariplikleri barındıran kişi anlamına gelir. Bu çok sevdiğim lafı, yıllarca bir kitap başlığında kullanmayı düşünmüşümdür. Bir de tabii Malezya'da "canlı" anlamına gelen "orang" sözcüğü var. Kitabı yazmaya başladığımda, rengi ve hoş bir kokusu olan bir meyvenin kullanıldığı bu deyişin, tam da benim anlatmak istediğim duruma, Pavlov kanunlarının uygulanmasına dayalı bir hikâyeye çok iyi oturduğunu düşündüm...
-Anthony Burges-


Karabasan gibi bir gelecek atmosferi... Geceleyin sokaklara dehşet saçan, yaşamları şiddet üzerine kurulu gençler... Sosyal kehanet? Kara mizah? Özgür iradenin irdelenişi?.. Otomatik Portakal bunların hepsidir. Aynı zamanda hayranlık verici bir dilsel deneydir, çünkü Burgess antikahramanı için yeni bir dil yaratır: Yakın geleceğin argosu "nadsat"ı.

... ve Stanley Kubrick'in muhteşem film uyarlaması, yirminci yüzyılın kült eserlerinden biri olan bu romanın şöhretini pekiştirmiştir...
(Tanıtım Bülteninden)


----------------------




Merhabalar,

Çok uzun bir süredir kitap okuyamıyordum belki instagramda takip ediyorsanız bilirsiniz ama bir kaç aydır yeniden bir kitaba başladıktan sonra ondan başka bir şey düşünemez halime geri döndüm ve bu durumdan aşırı mutluyum! Çünkü kitaplar yaşayamayacağınız hayatları yaşamaya olanak sağlar. Birkaç gün için bile olsa, iyi ya da kötü olanları düşünmek için, belki iyiyle kötüyü yeniden ayırt etmek için, belki ön yargıları yıkmak için asla böyle yapmazdım dediğimiz şeyleri bize yaptırır, onları yaşatır ve tüm bunların ardından bizlere anlamak için şans tanır. 

İşte bitirdiğim kitapta böyle bir kitap. Çok farklı bakış açıları kazandırabilecek, çok fazla şey öğretebilecek, bi de benim gibi klasik müzik sevenlere bir kaç güzel parça kazandırabilecek bir kitaptı.  



1-2 yıl önce başladığım 15 sayfayı belki 2-3 saatte okuduğum ve pes ettiğim kitaplardan biriydi otomatik portakal...

Pis bir dili, amaçsız bir kahramanı ve bir yere varamayacağını düşündüğüm bir hikayesi vardı. ilk 15 sayfasında tabii ki...

Sonra otobüs yolculuğu yapacağım bir gün attım çantama otobüste biraz okudum yine aşırı ve aşırı sıkıcıydı ama 20. sayfaya geçebilmiştim. 👏 

Sonra gittiğim yerde (Kaçuv) biraz boş bir zaman buldum ve okumaya devam ettim yanımda oturan arkadaşımda onu okuyormuş çok şaşırdık. O benden çook ilerdeydi.Ve direnmemi 50. sayfadan sonra gerçekten merak edeceğimi söyledi bende direndim ve sen  Meltem gerçekten haklıydın
Küçük bir ara verip dün yeniden başladım ve 50. sayfaya geldim ve bugün işte olmama rağmen bulduğum tüm aralar da okuyup az önce bitirdim. 
Muhteşem bir kitaptı. Distopyaların en iyilerinden olmayı sonuna kadar hak ediyordu.Peki ne anlatır OTOMATİK PORTAKAL?


kitap incelemesi

Kitap 3 bölümden oluşuyor.


Bu ne biçim bir dünya yahu? Millet aya çıkıyor ve dünyanın çevresinde lamba görmüş tatarcık misali fırıl fırı dönüyor, ama yeryüzünde artık kanuna ve nizama aldıran yok.
1.  bölümde  Alex , George, Dim ve Pete'den oluşan 4 kişilik bir gece çetesinin birlikte geçirdiği son birkaç gecesi anlatılıyor. Gece çetesi diyorum çünkü aslında gündüz okullarına giden gece ise suç ve sapkınlık yakıtıyla dönen  dünyaya körük olan bir grup.Alex 
bu çetenin yaşça en küçüğü fakat lideri olan 15-16 yaşlarında bir çocuk.Toplumun yozlaşmışlığı, şiddet, gasp ve tecavüz olaylarının ayyuka çıktığı dönemin esaslı çetelerinde daha önceden defalarca kez ıslah evine gitmiş fakat her çıkışında tekrar Korova Sütbarında yerini alıyor. George iktidarı Alex'ten almaya çalışan hırslı 2. kişiyi canlandırıyor. Dim ise Alex'in anlatımı ile grubun en aptalı ama en dehşet dövüşen iri kıyımı, böyle dehşet dövüşmese bu çetede bulunması imkansız olanı...
Bir gece Alex ve Dim'e vuruyor  ve tüm grup haksız olduğunu düşünüyor. Ertesi geceyse Alex'i satıyorlar ve Alex aynasızlara suç üstü yakalanıyor. 


Öncelerinde ıslah evine giden Alex bu sefer bir cinayetle yakalandığı için Staja 84F (eyalet hapishanesi) 'ne gitmesiyle 2. kısım başlıyor.



İyilik içten gelir. İyilik bir seçimdir. Bir insan seçemezse, insanlıktan çıkar.
Aslında hapishanede de Alex yolunu buluyor. Tam bir klasik müzik tutkunu Alex hapishane kilisesinde plağı çalıştıran görevli oluyor bazı günler sevgili rahip  kendisine bir  odada tek  başına müzik dinlemesine bile izin veriyor. O içeride vakit geçirirken dönemin profesörleri suçların artışıyla bir proje başlatıyor. İlaçlar, beyine verilen dalgalar ile bir kaç şiddet ve suç görüntüleri izletiliyor. Belli bir süre geçince ilaçlar ve dalganın öğretisiyle bu şiddet görüntüleri ve şiddete başvurmak istemi fiziksel acı çekmesine sebep oluyor. Yani zorla iyilik seçtiriliyor. Peki bu gerçek bir iyilik mi oluyor?
Alex bu projeye denek oluyor ve 2. kısımın sonunda bu sebeple suçu affoluyor ve serbest bırakılıyor.

3. kısımda kahramanımız seçim yapamadığı iyilikler ve  kendi seçimi kötülükler arasında sıkışıp kalıyor. Distopya severlerin mutlaka okuduğu, okumayanların mutlaka okuması gereken bir kitap umarım en yakın zamanda okursunuz. Sevgilerle kalın.



İnstagram || Facebook Sayfamız || Google+ || Pinterest || Youtube

1 yorum:

Yorumlarınız bizim için çok değerli, çok teşekkür ederiz :)
Sizden ricamız linklerinizi Blog Keşif Etkinliğimize bırakmanız! :)